Punk is not dead

   

 

 
 
 
Almanya’ya 1980 yilinda,askeri darbeden hemen sonra geldim, yani Sex Pistols’larin, Dead Kennedys’lerin, The Exploited’lerin dönemi, Punk almis basini gidiyor, No Future dönemi anlayacaginiz. Yabanci bir ülkede tek basima oldugum ve tek kelime Almancada bilmedigim icin ne yatabilcek bir yerim var, nede bir tanidigim. Bir kac gün pansionlarda, Türk kahvelerinde yatip kalktim ama durum cok zoruma gidiyordu tabii. Zor günlerdi anlayacaginiz. Bir gün sehirde gezinirken büyük, eski bir cukulata fabrikasi önünde  bir sürü Punk gördüm, merak edip biraz bakayim dedim, zamanla punklarin bu eski cukulata fabrikasini isgal ettiklerini anladim. Kapi herkese acik, iceriye girdim, hangar gibi büyük, gezmekle bitmez, heryerde uyku tulumlari,konserve kutulari vs. Kimisi muhabbet ediyor, kimisi muzik dinliyor. Atmosfer cok hosuma gitti ve zamanla isteyen her kesin bu isgal edilmis fabrikada kalabilecegi izlenimini edindim ve bende orada yatip kalkmaya basladim. Simdi detaylara girmek istemiyorum, kisacasi Punk’larla tanismam böyle oldu ve bu dostluk yillarca devam etti. Hele Zombie ile olan arkadasligimiz( gercek ismini henüz 3 yil evvel ögrenebildim) bu gün hala devam ediyor. Ben Almanca ögrenmeye, sifirdan, Punk’larla basladim fakat Punk’larin konusmalari, deyimleri cok farkli, örnegin " yemek yiyelim" yerine " " gevis getirelim" diyorlar, veya " su icelim" yerine " su zikkimlanalim" diyorlar. Tabii ben Almancayi onlardan ögrendigim icin bu gibi deyimleri normal, herkesin kullandigi deyimler zannediyorum.  Zamanla bir kiz arkadasim oldu ve kizcagiz beni ailesiyle tanistirmak istedi, gittik, annesi yemek yapiyordu, benim karnim zil caliyor ve yemekde mis gibi kokuyordu," nasilsin, iyimisin" den sonra ben yemegi bekliyorum ama hic bir hareket yok, bu ara oturma odasini inceliyorum, ev esyalarindan anladigim kadariyla hali – vakti yerinde bir aile. Ben konusulanlari pek anlamiyorum, kendi kendime" hayret, bende biraz Almanca ögrendigimi saniyordum" diye düsünüyorum. Birden aklima acligim geldi, hemde nasil, acliktan ölecegim. Bütün cesaretimi toplayip birden " Hey millet, benim karnim kazindi, ne zaman gevis getirecegiz" diye ortaya atildim, sessizlik…. herkes tuhaf tuhaf bana bakiyor, Gisela’ya gözüm ilisti ( kiz arkadasim) ve renginin kirmiziya yakin bir renge dönüstügünü gördüm, bir gaf yaptigimi anlamistim ama ne? Sadece dikkatleri dagitmak amaciyla " ben su zikkimlanmaya gidiyorum " diyerek yerimden kalktim, banyoya dogru yürüdüm, Gisela arkamdan gelmisti, isaret parmagini hiddetle  bana dogru uzatarak ve titreyen bir sesle " gevis getirmek degil, yemek – zikkimlanmak degil, icmek" diyerek ilk dogru Almanca dersini vermeye basladi. Baya mahcup olmustum, simdi aradan 25 yilin üzerinde bir zaman gecti, Gisela evlendi 3 cocugu var, Zombie hala Punk ama alkol ve düzensiz yasam yillarin izlerini üzerinde birakmis, sagligi cok bozuk. Bazen bu anilari düsündügümde bir tuhaf oluyorum, hayir, pisman olma duygusu falan degil kesinlikle, biraz hasret, biraz özlem, biraz sevinc. Garip bir duygu anlayacaginiz.
Dieser Beitrag wurde unter Kurzgeschichten veröffentlicht. Setze ein Lesezeichen auf den Permalink.

Eine Antwort zu Punk is not dead

  1. hilde schreibt:

    Cok ilginc bir hikaye, sanirim stolwerck fabrikasindan söz ediyorsun, bir solukta okudum. Hikayeyi Almanca\’ya cevirmenide öneririm..
    Ellerine saglik,  lütfen yazmaya devam et..

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Log Out / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Log Out / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Log Out / Ändern )

Verbinde mit %s